29 Ara 2016

Aydınlanan Karanlıklara

Karanlık ve aydınlık;  eski kadim dost gibi, varoluştan bu güne kadar bizimle. Birinin boşluğunu diğeri dolduruyor.

Yaşamlarımızda bu zıtlıklar üzerine kurulmuş.

Sadece iyi insan olmaya çabalamak; Yaradan'a isyan gibi. Karanlık da aydınlık da O'na ait değil mi sonuçta? O'nu anlamaya çalışmak karanlığı da aydınlığı da kabul etmekten geçer. Bu anlamda kendini bulmak içindeki karanlığını bilip aydınlığa sahip çıkıp hükmedeceğini bilmelidir kişi. Gölgen bile kendi aydınlığının karanlık potansiyelinin göstergesidir. Ve onu inkar ettikçe büyür büyür ve hönk diye çıkıverir karşımıza, burdayım inkar etme beni diye.

Peki ne yapacağız; asıp kesip terör mü estireceğiz? Tabiki hayır. Onun varlığını kabul edip Karanlık/aydınlık yada iyi/kötü kavramları arasında SEÇİM yapmaktır bize düşen. Bizi biz yapan da bu seçimler değilmidir? 

Yani diyeceğim şu ki; herşey sende başlar senle hayat bulur ve öyle yansır çevrene, aynı zamanda da zıttına potansiyel oluşturur.

Işığa yaklaştıkça gölgeler büyür, en iyisi ışığın kendisi olmak ... 

2 yorum:

  1. Düşündürücü ve güzel bir yazı :) Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, aydınlıkta kalalım :)

      Sil